23 Temmuz 2010 Cuma

ALTIN GELECEK


Her zaman yaşam nehriyle birlikte git. Asla akıntıya karşı gitmeye, nehirden hızlı akmaya çalışma. Sadece mutlak bir rahatlık içinde, her an kendini yuvada, rahat ve varoluşun içinde huzurlu hissederek git. Unutmaman gereken şey yaşamın kısa değil sonsuz olduğu ve bu yüzden de aceleye hiç gerek olmadığıdır. Acele etmek yalnızca bir şeyleri kaçırmana neden olur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür.

22 Temmuz 2010 Perşembe

NTV Yayınları - Hayat Kitabı: Zamanımızın Büyük Bilimcileriyle Söyleşiler -

Hayat Kitabı, Zamanımızın Büyük Bilimcileriyle Söyleşiler

NTV Yayınları, zamanımızın büyük bilim adamlarıyla yapılan söyleşilerin yer aldığı Hayat Kitabı'nı okurlarına sunuyor.


“Hayat Kitabı: Zamanımızın Büyük Bilimcileriyle Söyleşiler” kitabında Eduardo Punset’in yaşam, zihin ve evren hakkında yaptığı söyleşiler yer alıyor. İspanyol televizyonu TVE'de popüler bilim ile ilgili konuların işlendiği “Redes” adlı programı sunan Punset kitapta şu soruların cevabını arıyor:

• Evren gerçekten var mı?
• Kişisel bilinç evrim tarihinde nerede ve ne zaman ortaya çıktı?
• Atomlardan oluşan bu evren kökeni üzerine düşünmek, amacını irdelemek ya da sırf saçmalığına işaret etmek için beyne neden ihtiyaç duydu?
• Renkler gerçekten var mı, yoksa sadece beyinde yaratılan şeyler mi?
• Karar verirken kalp ve mide neden beyinden daha iyidir?
• Yaşam bazı kimyasal maddelerin karışımıyla yaratılabilir mi?
• Ekstra boyutlar var mı? CERN’deki çalışmalar bu soruyu cevaplayabilir mi?

• Fizikçiler niçin tüm zamanı –bugün, geçmiş veya gelecek olmaksızın– insandan önce kurulmuş gibi düşünürler?
• Zaman yolculuğu mümkün mü?
• İnsanoğlunun seçilim nedeni bir tür şizofreni geni olabilir mi?
• Kültürel evrim biyolojik evrimi tahtından indirdi mi?
• Ne tip insanlar, ne zaman, ne tip insanları daha çekici buluyor?Parmaklar bu konuda ne söylüyor?
• Ölmeye programlı mıyız?
• Merkezî yönetim mi, yoksa kendi kendini organize eden sistemler mi daha iyi çalışıyor?

Editörler/ Eduardo Punset - Lynn Margulis
Çeviri/ Burak Bengi
336 Sayfa
20 TL


NTV Yayınları - Hayat Kitabı: Zamanımızın Büyük Bilimcileriyle Söyleşiler -

Röportaj: Kaan Elbingil - Pozitif Köpek Eğitimi



MARİ
Ayın Roportaj Konugu: Pozitif Kopek Egitmeni Kaan ELBİNGİL
Roportaj Konusu:  Pozitif Kopek Egitimi
19 Temmuz 2010, Pazartesi

    Sevgili kopegim Mari ile tanisali henuz birkac ay olmustu ve onunla zorlu zamanlar geciriyorduk. Mari’ nin bizimle devam edebilmesi icin onun acilen sosyallesmesi ve ev ortaminda yasamayi ogrenmesi gerekiyordu. Ne yapacagimi bilemez bir haldeydim. Bende can havliyle profesyonel bir yardim almayi tercih ettim. Boylece Mari ve ben, kopek egitmenimiz Kaan Bey ile tanistik. Mari’ yi hic zorlamadan, incitmeden, yuksek bir hosgoruyle egitime aldigi gibi beraberinde bizi de egitime aldi. Her gecen gun yeni seyler ogreniyorduk ve evin icindeki durum hizla iyiye gidiyordu. Bir kolayliga sahip olmustum ve bunu paylasmak istedim. Artik benim gibi kopegi ile ne yapacagini bilemeyen bircok arkadasim da benim tavsiyem ile Kaan Bey’ den yardim almaya basladi. Bu harika adam, kopeklerimizle beraber bizim hayatimizi da tamamen degistirdi. Bizleri kopeklerimize daha da yakinlastirdi. Ve simdi cok mutluyuz…

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Hakikat Üzerine - J.Krishnamurti




Poona, 3 Ekim 1948

S:13) "Bende önceki konuşmalarınızın sonucunda bir anı ve canlı bir izlenmi oluştu.B u hangi anlamda eksik bir deneyimdir?" diye soruluyor.Açıkçası, o deneyim yalnızca bir izlenimse, bir anıysa, eksik bir deneyimdir.Eğer söyleneni anlarsanız, hakikatini görürseniz, o hakikat bir anı değildir.Hakikat bir anı değildir, çünkü hakikat her zaman yenidir; kendini sürekli dönüştürür.Önceki konuşmaya ilişkin bir anınız var.Neden?Çünkü önceki konuşmayı bir rehber olarak kullanıyorsunuz, onu tam olarak anlamamışsınız.Önceki konuşmaya girmek istiyorsunuz; bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu konuşma sürüyor.Ama eğer bir şeyi eksiksiz olarak anlarsanız, bir başka deyişle, bir şeyin hakikatini bütünüyle görürseniz, hiçbir anının olmadığını da görürsünüz.

Münasebetsiz Sevgi



Kendini güvende hissetme isteği ilişkilerde kaçınılmaz olarak kedere ve korkuya sebep olur. Bu güvence arayışı güvensizliğe davetiye çıkarır. Bugüne kadar herhangi bir ilişkinizde güveni bulabildiniz mi? Bulabildiniz mi? Çoğumuz sevmenin ve sevilmenin verdiği güvenceyi isteriz ama her birimiz kendi güvenliğinin, kendi hayat yolunun peşindeyken sevgi diye bir şey söz konusu olabilir mi? Sevilmiyoruz çünkü sevmeyi bilmiyoruz.

Sevgi nedir? Bu kelime o kadar farklı anlamlar yüklü ve yozlaştırılmış ki kullanmak bile istemiyorum. Herkes sevgiden bahsediyor. Ülkemi seviyorum, kralımı seviyorum, bir kitabı seviyorum, şu dağı seviyorum, zevki seviyorum, karımı seviyorum, Tanrı’yı seviyorum. Sevgi bir fikir midir? Eğer öyleyse, terbiye edilebilir, büyütülebilir, el üstünde tutulabilir, itilip kakılabilir, istediğiniz şekle sokulabilir. Tanrı’yı sevdiğinizi söylediğinizde bunun anlamı nedir? Kendi hayal gücünüzün dışa vurumunu, kendinizin, neyin asil ve kutsal olduğunu düşünüyorsanız ona uygun şekilde belli saygınlık kalıplarıyla süslenmiş bir dışa vurumunu sevdiğiniz anlamına gelir; o yüzden “Tanrı’yı seviyorum,” demek tamamen saçmalıktır. Tanrı’ya tapındığınızda aslında kendinize tapınıyorsunuzdur ve bu sevgi değildir.